Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nin yeni araştırması, gece geç saatlerde yemek yiyenlerde yağlı karaciğer hastalığı ve siroz riskinin arttığını gösterdi.
Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi (OHSU) öncülüğünde gerçekleştirilen yeni bir araştırma, gece geç saatlerde yemek yeme alışkanlığının metabolik işlev bozukluğuyla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (yağlı karaciğer hastalığı) ve siroz riskini artırabileceğini ortaya koydu. Clinical Gastroenterology and Hepatology dergisinde 10 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan bulgular, ABD genelinde yaklaşık 200 bin kişinin beslenme ve yaşam tarzı verilerini değerlendirdi.
Araştırmada, akşam yemeğinden sonra veya yatma saatine yakın yiyecek tüketen kişilerde karaciğer hastalığı görülme oranının, bu alışkanlığı olmayanlara kıyasla yüzde 20 ila 30 daha yüksek olduğu belirlendi. Ancak bilim insanları, bu sonuçların gece yemek yemenin doğrudan hastalığa neden olduğunu kanıtlamadığının altını çizdi. Bulgular, beslenme zamanlaması ile karaciğer sağlığı arasındaki ilişkiye dair önemli bir bağlantıya işaret ediyor.
Araştırmanın başyazarı ve OHSU’da karaciğer nakli uzmanı hepatolog Robert Wilechansky, gece beslenmesi ile karaciğer hastalıkları arasındaki çalışmaların sınırlı olduğunu belirtti. Daha önceki bazı araştırmaların bu bağlantıya işaret ettiğini ifade eden Wilechansky, yeni çalışmanın yağlı karaciğer hastalığıyla ilişkiyi uzun vadeli veriler üzerinden inceleyen önemli araştırmalar arasında yer aldığını vurguladı.
Bilim insanları, gece vardiyasında çalışan kişilerin sağlık durumlarından yola çıkarak bu konuya odaklandı. Gece çalışmak, vücudun doğal uyku ve uyanıklık döngüsünü bozarak obezite ve kalp hastalıklarının daha sık görülmesine neden olabiliyor. Bu durum, beslenme saatlerinin metabolizma üzerindeki etkilerinin araştırılmasına zemin hazırladı.
Wilechansky, karaciğerin vücudun sirkadiyen ritmiyle, yani biyolojik saatiyle yakından ilişkili olduğunu kaydetti. Araştırmacılar, tüketilen yiyeceklerin içeriğini değiştirmeden yalnızca yemek saatlerini düzenlemenin sağlık üzerinde olumlu bir etkisi olup olamayacağını anlamaya çalışıyor.
Araştırma ekibi, Nurses’ Health Study, Nurses’ Health Study II ve Health Professionals Follow-up Study adlı üç büyük ABD çalışmasının verilerini kullandı. Yaklaşık 200 bin katılımcının kendi bildirimlerine dayanan beslenme ve yaşam tarzı bilgileri detaylıca incelendi.
Vücudun biyolojik saati; uyku, uyanıklık, hormonların işleyişi ve metabolizma gibi birçok sürecin düzenlenmesine yardımcı oluyor. Araştırmanın ortak yazarlarından, OHSU’da uyku ve sirkadiyen fizyoloji alanında çalışan Andrew McHill, günlük alışkanlıkların zamanlamasının sağlık açısından önem taşıdığını belirtti.
McHill’e göre vücudun biyolojik saati uykuya hazırlanmayı desteklerken, gece yemek yemek besinlerin verimli biçimde metabolize edilmesini zorlaştırabilir. Önceki deneysel çalışmaların gece beslenmesinin obezite ve diyabet gibi sağlık sorunlarıyla ilişkili olabileceğini gösterdiğini ekledi. Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler de beslenme saatlerinin normal uyku döngüsüyle uyumsuz hale gelmesinin karaciğeri etkileyebildiğini gözlemledi.
Araştırma sonuçları, gece geç saatlerde yemek yeme alışkanlığı ile karaciğer hastalıkları arasında bir bağlantı olduğunu gösterse de doğrudan neden-sonuç ilişkisini ortaya koymuyor. Robert Wilechansky ve OHSU’daki araştırma ekibi, yemek saatlerini erkene almanın yağlı karaciğer hastalığı bulunan kişilerde ölçülebilir bir iyileşme sağlayıp sağlamadığını değerlendirmek amacıyla yeni bir çalışma üzerinde çalışıyor.