OHSU tarafından yapılan yeni bir araştırma, gece geç saatlerde yemek yeme alışkanlığının yağlı karaciğer hastalığı ve siroz riskini artırabileceğini ortaya koydu. Yaklaşık 200 bin kişinin verileri incelendi.
Gece geç saatlerde atıştırmak, uyku düzeni ve kilo kontrolünün yanı sıra karaciğer sağlığını da olumsuz etkileyebiliyor. Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi (OHSU) tarafından yürütülen ve Clinical Gastroenterology and Hepatology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, akşam yemeğinden sonra veya yatma saatine yakın yemek yeme alışkanlığının karaciğer hastalıkları riskini artırabileceğini gösterdi.
Yaklaşık 200 bin kişinin beslenme ve yaşam tarzı verilerinin incelendiği çalışmada, gece geç saatlerde yemek yiyen kişilerde metabolik işlev bozukluğuyla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (yağlı karaciğer hastalığı) ve siroz görülme oranlarının daha yüksek olduğu belirlendi. Araştırmacılar, bu bulguların gece yemek yemenin doğrudan hastalığa neden olduğunu kanıtlamadığını vurguluyor.
OHSU’da hepatolog Robert Wilechansky, gece beslenmesi ile karaciğer hastalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaların sınırlı olduğunu belirtti. Yeni çalışma, yağlı karaciğer hastalığı ile bu alışkanlık arasındaki bağlantıyı uzun vadeli verilerle ele alıyor. Gece vardiyasında çalışanlarda sık görülen obezite ve kalp hastalıkları gibi sağlık sorunları, beslenme saatlerinin metabolizma üzerindeki etkilerini araştırmaya yöneltmiş durumda.
Wilechansky, karaciğerin vücudun biyolojik saatiyle (sirkadiyen ritim) yakından ilişkili olduğunu ifade etti. Araştırmacılar, sadece yemek saatlerini düzenleyerek sağlık üzerinde olumlu bir etki yaratılıp yaratılamayacağını anlamaya çalışıyor.
Araştırma ekibi, ABD genelinde yürütülen Nurses’ Health Study, Nurses’ Health Study II ve Health Professionals Follow-up Study gibi üç büyük çalışmanın verilerini kullandı. Kendi bildirimlerine dayanan beslenme ve yaşam tarzı bilgileri incelenen yaklaşık 200 bin katılımcı arasında, gece geç saatlerde yemek yiyenlerde karaciğer hastalığı görülme oranı, bu alışkanlığı olmayanlara kıyasla yüzde 20 ila 30 daha yüksek saptandı.
Bu çalışmada gece geç saatlerde yemek yeme, akşam veya yatma saatinden sonra yiyecek tüketimi olarak tanımlandı. Katılımcıların kendi bildirimlerine dayanması ve yemek saatlerinin geniş bir tanımlamayla ele alınması, sonuçların değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken sınırlılıklar arasında yer alıyor.
Wilechansky, yağlı karaciğer hastalığı gelişenlerin küçük bir kısmında siroz gibi ciddi komplikasyonların görüldüğünü hatırlatarak, kalori alımını yatmadan önceki saatlerde sınırlamanın olası faydalarının değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Vücudun biyolojik saati; uyku, hormon işleyişi ve metabolizma gibi pek çok süreci düzenler. Beslenme saatlerinin bu doğal döngüyle uyumlu olması, vücudun yiyecekleri nasıl işlediğini etkiler. OHSU’dan Andrew McHill, gece yemek yemenin, vücut uykuya hazırlanırken besinlerin verimli metabolize edilmesini zorlaştırabileceğini söyledi.
Önceki deneysel çalışmalar gece beslenmesinin obezite ve diyabetle ilişkili olabileceğini gösterirken, yeni bulgular karaciğer sağlığı açısından da benzer bir bağlantıya işaret ediyor. Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler de beslenme saatlerinin uyku döngüsüyle uyumsuzluğunun karaciğeri etkileyebileceğini ortaya koydu.
Araştırma, gece geç saatlerde yemek yeme alışkanlığı ile karaciğer hastalıkları arasında bir bağlantı olduğunu gösterse de doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor. Bu nedenle yemek saatlerini erkene almanın karaciğer sağlığını iyileştirip iyileştirmediğini belirlemek için yeni çalışmalara ihtiyaç duyuluyor.
Robert Wilechansky ve araştırma ekibi, katılımcıların beslenme alışkanlıklarını doğrudan takip ederek ve yemek saatlerini erkene almanın yağlı karaciğer hastalığı olan kişilerde ölçülebilir bir iyileşme sağlayıp sağlamadığını değerlendirmeyi planlıyor. Bu çalışmalar, beslenme saatlerinin düzenlenmesinin karaciğer sağlığını destekleyici bir yöntem olup olmadığını anlamaya yardımcı olacak.