Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre Türkiye’de diyabetli yetişkin sayısı 9,6 milyona ulaştı. 2050 yılı için ise 14,1 milyonluk bir tahmin bulunuyor.
Türkiye, Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre Avrupa Bölgesi’nde diyabet prevalansı en yüksek ülke konumuna geldi. Ülkede 20-79 yaş grubunda yaklaşık 9,6 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Uzmanlar, bu sayının 2050 yılında 14,1 milyona ulaşabileceği uyarısını yapıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sonay Güven Karataş, diyabetin erken tanı ve düzenli takibinin kritik önem taşıdığını vurguladı.
Türkiye’de diyabetli yetişkin sayısı 2000 yılında 1,8 milyon iken, 2011’de bu sayı 3,5 milyona yükseldi. 2024 verilerine göre ise 9,6 milyona ulaştı. Bu artış, hastalığın toplumsal yükünü gözler önüne seriyor.
İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sonay Güven Karataş, diyabetin artışında fazla kilo, abdominal obezite, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının önemli rol oynadığını belirtti. Özellikle tip 2 diyabet açısından risk faktörlerinin erken dönemde fark edilmesi ve yaşam tarzı değişikliklerinin gecikmeden hayata geçirilmesi, hastalığın önlenmesinde veya geciktirilmesinde fırsat sunuyor.
Diyabet öncesi dönem olan prediyabetin de büyük önem taşıdığını ifade eden Uzm. Dr. Karataş, bu dönemde kilo kontrolü, fiziksel aktivite artışı ve beslenme düzeninin gözden geçirilmesiyle diyabet gelişme riskinin azaltılabileceğini vurguladı. Ailesinde diyabet öyküsü bulunan, fazla kilosu veya bel çevresinde yağlanması olan kişilerin kan şekeri kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini aktardı.
Uzm. Dr. Karataş, diyabetin uzun vadede farklı organ ve sistemleri etkileyebildiğine dikkat çekti. Diyabet tanısı alan bireylerde hedefin sadece kan şekerini belirli bir aralıkta tutmak olmaması gerektiğini belirtti. Kan şekeri kontrolünün yanı sıra tansiyon, kolesterol, böbrek fonksiyonları, göz sağlığı ve kardiyovasküler risklerin de düzenli olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kişinin yaşına, eşlik eden hastalıklarına ve genel sağlık durumuna göre oluşturulan bütüncül bir takip planının, diyabetin komplikasyonlarını önlemede büyük önem taşıdığını ekledi.
Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre, Türkiye’de 20-79 yaş grubundaki diyabetli yetişkin sayısının 2050 yılında 14,1 milyona ulaşması bekleniyor. Bu tahmin, diyabetin yalnızca bireysel değil, toplum sağlığı açısından da giderek büyüyen bir sorun olduğunu gösteriyor. Uzm. Dr. Sonay Güven Karataş, riskli bireyleri erken dönemde belirlemenin ve koruyucu sağlık yaklaşımlarını güçlendirmenin önemini vurguladı.
Uzm. Dr. Karataş, diyabetin uzun süre belirti vermeden ilerleyebileceğini hatırlattı. Aile öyküsü bulunan, fazla kilolu veya obez bireylerin, hareketsiz yaşam sürenlerin, hipertansiyon ya da kolesterol yüksekliği bulunanların düzenli sağlık kontrollerini yaptırması gerektiğini belirtti. Erken dönemde fark edilen kan şekeri yüksekliğinin, doğru yaşam tarzı değişiklikleri ve gerektiğinde tıbbi tedaviyle kontrol altına alınarak ileride oluşabilecek komplikasyonların önüne geçilmesine katkı sağlayabileceğini sözlerine ekledi.