Memorial Şişli Hastanesi’nden Dr. Hatice Bütül Erer, kadınlarda kalp krizi belirtilerinin farklı seyrettiğini belirterek hayati uyarılarda bulundu.
Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Dr. Hatice Bütül Erer, kadınlarda kalp krizi belirtilerinin erkeklerden farklı seyrederek göğüs ağrısı dışında baş dönmesi, mide bulantısı, nefes darlığı ve açıklanamayan yorgunluk gibi semptomlarla ortaya çıkabildiğini bildirdi. Erer, özellikle yeni başlayan veya tekrarlayan bu şikayetlerin stres ya da yorgunluk sanılarak geçiştirilmemesi konusunda uyarıda bulundu. Yapılan bir çalışma, 18-54 yaş grubundaki kadınlarda kalp krizi sonrası hastane içi ölüm oranının erkeklerden daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
2011-2022 yılları arasındaki verileri inceleyen ve 2026 yılında yayımlanan çalışma, ilk ani kalp krizi sonrasında hastane içi ölüm oranının 18-54 yaş grubundaki kadınlarda yüzde 3,1 iken, erkeklerde ise yüzde 2,6 olduğunu belirtti. Bu durum, genç kadınlarda kalp krizi sonrası ölüm riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini gösterdi.
Dr. Erer, kadınlarda kalp damarlarındaki tıkanıklığın belirtilerinin erkeklerde sık görülen klasik göğüs ortasındaki baskı tarzı ağrıdan farklı olabileceğini vurguladı. Göğüs ağrısının yeri ve niteliği değişebilirken, yanma şeklinde bir ağrı da ortaya çıkabiliyor. Nefes darlığı, alışılmadık ve açıklanamayan yorgunluk, bulantı-kusma, sırt veya çene ağrısı gibi belirtiler de kalp hastalığının habercisi olabiliyor.
Baş dönmesi, soğuk terleme ve mide rahatsızlığı gibi şikayetlerin de kalp hastalığına işaret edebileceği belirtildi. Bu nedenle, özellikle yeni başlayan veya tekrarlayan şikayetlerin stres, yorgunluk ya da mide problemi olarak değerlendirilip geçiştirilmemesi büyük önem taşıyor.
Kadınlarda koroner arter hastalığı ve kalp krizinin yanı sıra kalp yetmezliği, ritim bozuklukları ve kalp kapak hastalıkları da görülebiliyor. Özellikle genç kadınlarda nadir ancak önemli bir kalp-damar problemi olan spontan koroner arter diseksiyonuna (SCAD) dikkat çekildi. Kalbi besleyen damar duvarında yırtılma ile ortaya çıkan SCAD, gebelik, emzirme dönemi ve yoğun fiziksel veya duygusal stresle ilişkili olarak kalp krizine yol açabiliyor.
Erer, preeklampsi veya gebelik hipertansiyonu, gebelikte ortaya çıkan diyabet ve erken doğum öyküsü bulunan kadınların ilerleyen yaşamlarında kalp-damar hastalıkları açısından daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Efor sırasında tekrarlayan göğüs baskısı veya ağrısı, daha önce bulunmayan nefes darlığı, açıklanamayan çarpıntılar, bayılma veya bayılacak gibi olma şikayetlerinde kardiyoloji değerlendirmesi yapılması önem taşıyor. Yüksek tansiyon, kolesterol, diyabet, obezite, sigara kullanımı ve ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunan kadınların kardiyovasküler risk açısından değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Menopoz sonrasında yeni başlayan kalp-damar şikayetlerinin de ihmal edilmemesi gerekiyor. 40’lı yaşlardan itibaren tansiyon, LDL ve non-HDL kolesterol, diyabet, sigara kullanımı, obezite, fiziksel aktivite düzeyi ve aile öyküsünün birlikte değerlendirilerek kişisel kardiyovasküler riskin ortaya konması gerektiği vurgulandı. Güncel risk değerlendirme yaklaşımları, tedavi ve takip kararlarının kişiye özel planlanmasına yardımcı olabiliyor.
Kadınlarda daha sık görülen önemli kalp sorunlarından biri de “Kırık Kalp Sendromu” olarak biliniyor. Yoğun duygusal veya fiziksel stres sonrasında kalbin sol karıncığında geçici kasılma bozukluğu gelişmesiyle ortaya çıkan bu durum, özellikle menopoz sonrası kadınlarda daha sık görülüyor. Sevilen birinin kaybı, ciddi korku, üzüntü veya boşanma gibi yoğun duygusal streslerin yanı sıra ameliyat, ağır enfeksiyon ve travma da kırık kalp sendromunu tetikleyebiliyor.
Göğüs ağrısı veya baskı, nefes darlığı, çarpıntı, terleme, bulantı ve nadiren bayılma gibi belirtilerle ortaya çıkabilen kırık kalp sendromu, başlangıçta kalp krizinden ayırt edilemeyebiliyor. Koroner anjiyografide kalp damarlarının açık olduğunun görülmesi tanı sürecinde önemli bir bulgu oluşturuyor. Çoğu hastada kalp fonksiyonları haftalar içinde belirgin şekilde düzelirken, akut dönemde kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları gibi ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor, nadiren ölümcül sonuçlar da ortaya çıkabiliyor.