Kadınlarda kalp krizi belirtileri farklılık gösterebilir. Göğüs ağrısı dışında baş dönmesi, yorgunluk ve nefes darlığı gibi semptomlara dikkat edilmeli.
Kadınlarda kalp krizi belirtileri her zaman göğüs ortasında hissedilen baskı veya ağrı şeklinde kendini göstermeyebilir. Baş dönmesi, mide bulantısı, nefes darlığı, açıklanamayan yorgunluk ve sırt veya çene ağrısı gibi semptomlar da kalp krizi habercisi olabilir. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Hatice Bütül Erer, kadınlarda kalp hastalıklarının erkeklerden farklı belirtiler gösterebildiğini vurguladı.
Erer, özellikle yeni başlayan veya tekrarlayan şikayetlerin stres, yorgunluk veya mide problemi olarak değerlendirilip geçiştirilmemesi gerektiğini belirtti. Kalp krizinin tipi, tedaviye ulaşma süresi, yaş ve eşlik eden diğer hastalıkların hastalığın seyrini etkileyen önemli faktörler arasında bulunduğunu kaydetti. 2011-2022 verilerini inceleyen bir çalışma, 18-54 yaş grubundaki kadınlarda ilk ani kalp krizi sonrası hastane içi ölüm oranının yüzde 3,1 olduğunu, erkeklerde ise bu oranın yüzde 2,6 olarak bildirildiğini ortaya koydu.
Kadınlarda koroner arter hastalığı ve kalp krizinin yanı sıra kalp yetmezliği, ritim bozuklukları, kalp kapak hastalıkları, kalp kası hastalıkları ve koroner mikrovasküler hastalıklar da görülebilir. Erer, özellikle genç kadınlarda nadir görülen ancak önemli bir kalp-damar problemi olan spontan koroner arter diseksiyonuna (SCAD) dikkat çekti. Damar duvarında yırtılma ile ortaya çıkan SCAD, kadınlarda gebelik, emzirme dönemi ve yoğun fiziksel veya duygusal stresle ilişkili olarak kalp krizine yol açabilir.
Kadınlarda kalp damarlarındaki tıkanıklık belirtileri, erkeklerde sık görülen klasik göğüs ortası baskısından farklılık gösterebilir. Göğüs ağrısının yeri ve niteliği değişebilir, yanma şeklinde ağrılar da ortaya çıkabilir. Nefes darlığı, alışılmadık yorgunluk, bulantı-kusma, sırt veya çene ağrısı, baş dönmesi, soğuk terleme ve mide rahatsızlığı gibi belirtiler kalp hastalığının habercisi olabilir. Bu nedenle yeni başlayan veya tekrarlayan şikayetlerin önemle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Efor sırasında tekrarlayan göğüs baskısı, daha önce olmayan nefes darlığı, açıklanamayan çarpıntılar, bayılma veya bayılacak gibi olma, efor kapasitesinde azalma gibi şikayetlerde kardiyoloji değerlendirmesi şarttır. Yüksek tansiyon, kolesterol, diyabet, obezite, sigara kullanımı ve ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunan kadınların kardiyovasküler risk açısından değerlendirilmesi büyük önem taşır. Menopoz sonrası yeni başlayan kalp-damar şikayetleri de ihmal edilmemelidir.
40’lı yaşlardan itibaren tansiyon, kolesterol, diyabet, sigara kullanımı, obezite, fiziksel aktivite düzeyi ve aile öyküsü gibi faktörler değerlendirilerek kişisel kardiyovasküler risk belirlenmelidir. Güncel risk değerlendirme yaklaşımları, tedavi ve takip kararlarının kişiye özel planlanmasına yardımcı olur.
Kadınlara özgü gebelik komplikasyonları (preeklampsi, gebelik hipertansiyonu, gebelik diyabeti, erken doğum) ilerleyen yaşlarda kardiyovasküler riskleri artırabilir. Menopoz dönemindeki risk faktörlerindeki değişiklikler nedeniyle risk değerlendirmesinin güncellenmesi önemlidir.