Lityumun Hücresel İşleyişte Rolü İlk Kez Kanıtlandı Lityum, bipolar bozukluk ve depresyon tedavisinde kullanılan bir ruh hali dengeleyici olarak bilinirken, araştırmalar bu metalin vücuttaki doğal önemine dikkat çekiyor. C vitamini veya demir gibi temel bir element olarak hücresel işleyişte rol oynadığı ilk kez kanıtlandı. Normal fareler üzerinde yapılan bir çalışmada, lityumun diyetlerinden çıkarılması durumunda beyinlerinde…
Lityum, bipolar bozukluk ve depresyon tedavisinde kullanılan bir ruh hali dengeleyici olarak bilinirken, araştırmalar bu metalin vücuttaki doğal önemine dikkat çekiyor. C vitamini veya demir gibi temel bir element olarak hücresel işleyişte rol oynadığı ilk kez kanıtlandı. Normal fareler üzerinde yapılan bir çalışmada, lityumun diyetlerinden çıkarılması durumunda beyinlerinde iltihaplanma, nöronal hasar ve Alzheimer benzeri yapısal değişikliklerin meydana geldiği gözlemlendi.
Alzheimer’a yatkın genetik farelerde ise lityum eksikliğinin amiloid plaklar ve hafıza kaybının hızını artırdığı belirlendi. Yapılan analizlerde, Alzheimer hastalarının beyin örneklerinde düşük lityum seviyelerine rastlandı. Bu durum, lityumun Alzheimer ile güçlü bir ilişkisi olabileceğini gösterdi.
Bilim insanlarına göre lityum, düşük dozlarda doğal yolla koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler, baklagiller, kimyon, zerdeçal gibi baharatlar ve mineralli doğal sular aracılığıyla alınabilir. Uzmanlar, bu besinlerin içerdikleri lityum sayesinde uzun vadeli beyin sağlığı üzerinde olumlu etkiler yapabileceğini ifade ediyor.
Çalışmanın sonuçları umut verici olsa da, araştırmacılar farelerde kullanılan lityum dozlarının insanlar için uygun olmadığını vurguluyor. Lityumun bipolar bozuklukta kullanılan dozların çok altında olan lityum orotat içeren tedavilerin insanlar üzerinde denenmesi için klinik deneylerin başlaması gerektiği belirtiliyor. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından finanse edilen çalışma, Alzheimer tedavisinde yeni nesil düşük doz lityum temelli stratejilere kapı aralayabilir.